Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Öne Çıkan Yayın

Trigonosefali

Bebeklerin kafatası kemikleri beynin rahat bir biçimde büyümesi için birbirinden ayrı oluyor ve bebeğin gelişimi süresinde kapanıyor. Bazen bebeklerde bu kemiklerin erken kapanmasindan kaynaklı Kraniosinostoz denilen bir rahatsızlık ortaya çıkıyor. Kemiğin kapandığı sütura göre kendi içinde de ayrılıyor. Trigonosefali diğer bir deyişle üçgen alın bunlardan biri. Alın kismindaki kemiklerin yani metopik süturun erken kapanması sebebiyle oluşuyor. Bu da kafa büyüdükçe alın kisminda şekil bozukluğuna sebep oluyor. Şakaklar basık oluyor bunun sonucunda alnın ortasina doğru üçgen bir sivrilik oluşuyor, gözler birbirine çok yakın ve çekik oluyor. Bizim doktorumuzdan  öğrendiğimize göre bu rahatsızlık daha kromozomlar birleşirkenki bir genetik hatadan kaynaklanıyor. Anne karnında kapanmaya başlıyor, o kadar erken yani. Rüyayı kucağıma ilk verdiklerinde fark ettik biz alnındaki çıkıntıyı. Çocuk doktoru ilk başta önemsemedi, doğdunda bebeklerin kafaları yamuk yumuk olabiliyor sonrad...
14 aylık oldu benim güzel Rüyam. Gözümüzün önünde büyümesini, bebeklikten çocukluğa geçişini izlemek çok keyifli. 29 Ekimde tutunmadan ilk adımlarını attı. Her gün yeni bir şey öğreniyor, bizi taklit ediyor. Söylediklerimizi anlıyor ve uyguluyor (inat anına denk gelmezse tabii) Genel olarak neşeli bir çocuk, güler yüzlü. Böyle devam eder umarım, her zaman güler yüzlü, insanları, hayvanları seven en önemlisi vicdanlı, hoşgörülü biri olur. Biz iyi bir insan olması için elimizden geleni yapmaya çalışacağız.

1 yaş

1 yıl 1 günlüksün. Neler olmadı ki şu bir yılda; zorunlu otobüs-uçak yolculuklarından keyifli feribot yolculuklarına... 4 saat seni bırakıp gittiğimiz ameliyat odasından sıradan bir tetkik için iğne alınırken gözlerimizin dolmasına. Her tarafın sarılı, iğneli serumlu iken ellerimiz ellerinde uyuduğumuz hastane yatağından, sabahları bizi tekmeleyerek uyandırdığın yatağımızda "biraz ileri gider misin" rahatlığına... Sabır ve telaş, yorgunluk ve umut. 1 yılda bize her bir duygunun tanımını yeniden yaptırdın. Ama iyisin! Bravo! yollarda, tatilde, diş çıkarırken yaşanacak zorlukların en azını yaşattın bize. Bizim küçük bebeğimiz şimdi küçük bir çocuğa dönüyor. İnsani özellikler gösterdikçe belki biz de daha çok insan oluruz seninle birlikte. Anlamlı hale geldikçe hareketlerin tavırların, belki bizim hayatımız daha anlamlı hale gelir. Sana ulaşmak için gösterdiğimiz azmi, kat ettiğimiz yolları seni hayatta tutmak, seni daha iyi yaşatmak için de geçiyoruz. Bu bir ilk; acemiliğimiz...

Dayı

Hayatta ben en çok abimi sevdim. Öyle ki bazen babanı bile kiskandiracak kadar. Bilirdim hissettirmeden beni hep koruyup kolladığını. Bisiklete binmeyi onunla öğrendim mesela. Beni o tuttuğu için hiç korkmadım düşmekten. Ne zaman canım sıkılsa, başım sıkışsa ben ilk abimi aradım. Onunla dertleştim. Çok şanslı bir çocuk oldum yani, onun kardeşi olduğum için. Böyle bir kardeşe sahip olur musun bilmem ama sen yine de çok şanslı bir çocuksun böyle bir dayın olduğu için.

Kafayı Korumak

Ameliyattan bu yana iki aydan fazla süre geçti. Ameliyata dair herhangi bir sorunumuz yok, çok şükür. Yeni bir hayata başladık sanki, öncesi sadece fotoğraflarda kaldı. Ameliyat öncesi, günü, sonrası yaşadıklarımız şimdi birer hüzün/şaşkınlık/hayranlık cümlesi olarak dilimizde. Atlattığımızın ne büyük bir şey olduğunu, bazen insanların tepkisinden dolayı yeniden anlıyoruz. Saçları uzadıkça dikiş izleri görünmez oluyor; zamanın geçişi birer toz örtüsü olarak gerçekleri kapatıyor. Zaman geçmese, unutmasak, üstü örtülmese bazı şeylerin, hayatta kalınmıyor. Kafayı korumak, her anlamıyla içini ve dışını, oldukça önemli. Hepimiz için.

Trigonosefali

Bebeklerin kafatası kemikleri beynin rahat bir biçimde büyümesi için birbirinden ayrı oluyor ve bebeğin gelişimi süresinde kapanıyor. Bazen bebeklerde bu kemiklerin erken kapanmasindan kaynaklı Kraniosinostoz denilen bir rahatsızlık ortaya çıkıyor. Kemiğin kapandığı sütura göre kendi içinde de ayrılıyor. Trigonosefali diğer bir deyişle üçgen alın bunlardan biri. Alın kismindaki kemiklerin yani metopik süturun erken kapanması sebebiyle oluşuyor. Bu da kafa büyüdükçe alın kisminda şekil bozukluğuna sebep oluyor. Şakaklar basık oluyor bunun sonucunda alnın ortasina doğru üçgen bir sivrilik oluşuyor, gözler birbirine çok yakın ve çekik oluyor. Bizim doktorumuzdan  öğrendiğimize göre bu rahatsızlık daha kromozomlar birleşirkenki bir genetik hatadan kaynaklanıyor. Anne karnında kapanmaya başlıyor, o kadar erken yani. Rüyayı kucağıma ilk verdiklerinde fark ettik biz alnındaki çıkıntıyı. Çocuk doktoru ilk başta önemsemedi, doğdunda bebeklerin kafaları yamuk yumuk olabiliyor sonrad...

Hastaneden Çıktık

5 gecenin ardından hastaneden çıktık, çok şükür.  Ağızdan beslenme biraz az olduğu için serum 5 gün boyunca damarda kaldı. İsterseniz haftasonu da kalabilirsiniz, isterseniz çıkabilirsiniz opsiyonunu koyan doktorumuz, kararı -ameliyatta olduğu gibi- yine bize bıraktı. Cumartesi gecesi de sabredelim derken artık hastaneye katlanmak oldukça zorlaştı. Biraz önce eve geldik ve neşesi yerinde Rüya'nın. Uzun süredir yıkayamadığımız bedenini yıkadık ilk iş olarak. Gözlerindeki şişliğin daha fazla artmaması ve hızlıca inmesi de bizi sevindidi. Önceki yazıyı yazdığım günün akşamı, diren (ya da dren) çıkarıldı kafadan. Ameliyat izini ve dikişlerini görmüş oldum ilk kez. Bir kulaktan diğerine kadar kesik! Dayanmak zordu tabii ki. Sen de iyi sabrettin bu derde. Hıçkıra hıçkıra ağladın ama hemşireler ellerini senden çeker çekmez de sustun. Güçlü kızım benim. Zamanla oturacak yeni siman ama şimdiden gözlerde bir farklılık seziliyor. Pansuman sırasında Bandajlar açıldığında tepeden bakınca ...

Hastane Günlüğü

Trigonosefali ameliyatı olduk. Hastane odasında üçüncü günümüz. Kafa sargılı, diren hala çıkmadı (kafada!), gözler şişiyor. Ameliyatın sonrasında yaşanacaklar hakkında bilgi sahibi olsak da şimdi gözlerimizin önünde,  müdahale edemeden beklemek oldukça zor.  Acını dindirecek pek bir şey yapamıyoruz. Bu da bizi üzüyor. Sağlık reformu falan hak getire, hastanaler hala aynı sistemle hastaları pek insan yerine koymuyor. Yemekler rezalet. Alet edevat pek iç açıcı değil. Dışarıdan yemek getirebiliyoruz neyse ki, gelen giden konusunda pek sıkıntı yapmıyorlar. Hastane çalışanları yoğunluktan dolayı insan kalmaya çalışıyor. Hastaneden bir an önce çıkmakla, biraz daha kalıp tüm riskleri azaltmak arasında gidip geliyoruz. Tabii kendi içimizde. Doktorla temas kurmak pek mümkün değil. Asistanlara sorduğumuz alelacele sorularla kafamızı toparlamaya çalışıyoruz. Arayan soranlar, sağolsunlar, derdimize ortak oluyor. Ama bazen konuşmak bile yoruyor. Uykusuzluk yüzünden direncimiz düşüyor. ...